Tamtra Golapeşa ar Nena

Tamtra Golapeşa ar Nena

681
0
PAYLAŞ

Günümüzün, yoz müzik icracılarından en çok nasibini alanlardan biri de Karadeniz müziğidir şüphesiz…

Trabzon’da yayla yollarında söylenen göç şarkıları, yakılan ağıtlar, sonrasında oturak kaideleri, derlemeler… Ve bazen hüzünlü, belki biraz kaygılı ama yine de inatçı…

Onun ki; içedönük bir müzik tutkusu, pek kimselere anlatılmayan…

“Yaylalara giden bilir, yalınayak çise düşmüş topuk otları üzerinde yürümenin keyfini. Henüz araçların yaylalara ulaşamadığı dönemlerde günlerce hazırlıklar yapılır, yükler atlara bağlanır, güneş doğmadan yola çıkılırdı. Yolda kelek sesleri arasında yapılan sohbetler, yakılan ağıtlar, kemençe eşliğinde söylenen türkülerle akşam kızıllığında göçler obalara dağılırdı. Karadeniz halkı için yaylalar özgürlüktür. Yaşam şartlarının getirdiği değişiklikler bazı değerleri unutturmuştur biz insanlara”, diyor Ilknur YAKUPOĞLU…

Trabzon’dan, Tonya’dan gelen bu güçlü Karadeniz kadınının sesine kulak vermek lazım o halde…

Ilknur Yakupoğlu ismini ilk kez; Grup Helesa’nın kurucularından ve solisti Ayşenur Kolivar’dan duyuyoruz.Geçtiğimiz yaz Lazona‘da,  Lazebura Istanbul Buluşması hazırlıkları için yoğun ama keyifli günler geçirirken, Ardeşen’de bir cafe’de buluşuyoruz Ayşenur’la… Buluşmaya katılmayı içtenlikle kabul ederken; Ilknur’dan da bahsediyor ve böylece  buluşmada Tonyalı Ilknur Yakupoğlu bize misafir, biz de onunla tanıştığımızı da memnun oluyoruz.

Bu kez Ankara’da kesişiyor yollarımız Ilknur’la… Doğu Karadeniz kültüründen, aynı coğrafyalardan gelen insanlar olup, Istanbul çeşitli defalar karşılaşsak da bir ortak noktamız daha var: “Denizi olmayan Ankara’da yaşayan Karadenizliler olmak”…

Telefondaki sesi oldukça samimi; hemen davet ediyor beni… Fransa’da yine Ayşenur Kolivar ile, etnomüzikologların refere olduğu, Karadeniz kültürünü tanıtan bir projeden yeni dönmüşler. Ayrıntıları sohbete taşıma vakti ve bu kez misafir olma sırası bize geliyor…

Ilknur’un evine girmeden önce ‘karalahana bahçesi’nden geçiyoruz. Kocaman bir ailesi var, -Tonya şivesinin sıcaklığıyla karşılandığım- genlerinde de müzisyenlik… Evde de hep hazır bir masa ve yöre yemekleri…

Firdevs Periloğlu: Bize biraz kendinizden bahsetseniz… Daha yakından tanıyalım sizi…

Ilknur Yakupoğlu: 1985 yılında Trabzon Tonya Lisesinden mezun oldum. Bir yıl Ist.Kartal Tic.Lisesi’nde muhasebe eğitimi ve stajyerlik döneminden sonra Ankara’da Yenimahalle ve Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı Amatör Halk Müziği Korolarında müzik çalışmalarında görev aldım.

Yıllardır bağlama çalan Ilknur Yakupoğlu, oldukça güçlü bir kadın sesi ve şimdilerde kemençesini konuşturuyor Karadeniz kadının kararlılığında…

-Bileğimin yettiğince çalmaya çalışıyorum, diyor.

Firdevs Periloğlu: Bağlama çaldınız yıllardır, kemençeyle ilgili miydiniz hep, ağabeyiniz de kemençe çalma tekneği’nde usta bir isim galiba…?

Ilknur Yakupoğlu: Müzik hayatımda hep vardı. Ilkokul bittikten sonra kendi çabamla bağlama çalmasını öğrendim. Şu an yurt dışında yaşayan kemençe sanatçısı abim Muhammet Yakupoğlu’nun desteğiyle üç yıldan beri kemençe çalmayı sürdürüyorum.

Firdevs Periloğlu: Kemençe çalan kadın pek rastlanır bir durum değil…

Ilknur Yakupoğlu: Özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde kullanılan kemençe erkekler tarafından çalınmaktadır. Geçmiş yıllarda kadınların türkü söylemesi “ayıp ve günah” sayıldığından kemençe çalan kadın yok denecek kadar az ya da var olanlar da gelenekler doğrultusunda gün yüzüne çıkmamış olabilirler diye düşünüyorum.

Firdevs Periloğlu: Elinizde de bir kemençe dövmesi var. Ilgi çekici, nerden aklınıza geldi?

Kemençeyi içselleştirmenizle mi ilgili bu?

Ilknur Yakupoğlu: Bizim kemençemiz hala konservatuarlarda yer alamamıştır. Bugün popüler olmasının sebebi de zaten “ihmal edilmiş” olmasıdır. Kemençe yıllardan beri bölge insanının tek eğlencesi olmuştur; son zamanlarda sanki yeniden keşfedilmiş gibi piyasa müziğinde ilgi görmektedir. Kemençe dövmesinin kolumda olmasının sebebi de bu bayrağı erkeklerden devralmamdır, diyor…

Firdevs Periloğlu: Fuat Saka’nın prodüktörlüğü’nde bir de albümünüz var, “Uzaklar Yakın Oldu” isminde… Biraz bundan bahsedelim. Hala Fuat Saka ile mi çalışıyorsunuz?

Ilknur Yakupoğlu: Fuat saka müzik konusunda çok tecrübeli bir isim, çalışmalarımı önemseyip destek vermeside ayrıca gurur vericidir. Çalışmamım müzik yönetmenliğini yaptığı içinde kendisine teşekkür ediyorum.

Firdevs Periloğlu: Özgün ve folklorik ögelere sadık, geleneksel formlarda müzik yapıyorsunuz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Ilknur Yakupoğlu: “Yakınlar Uzak Oldu” albümündeki türküler ninelerin ve dedelerin söylemiş olduğu türkülerden oluşmaktadır. Karadeniz bölgesinin çetin koşullarıyla savaşan, ağıtlarını, sevinçlerini, sevdalarını, manilerine ve ezgilerine yansıtan, yani onların yürek sesidir bu çalışma. Elimden geldiğince geleneksel yapısını bozmadan yorumlamaya çalıştım. Dinleyicilerden gelen mesajlara baktığımda ise doğru yolda olduğumu düşünüyorum.

Bu sırada yoz müzik icracılarından nasibini alan Karadeniz Müziği üzerine de söyleyecekleri var… Bir kadın olarak da çok sıkıntısını çekmiş…

– “Gerçekten çok zor hele de bayan olarak bu işi yapıyorsanız daha da zorlaşıyor. Hani derler ya “dişimle tırnağımla” emek veriyorum, inanın abartmıyorum. Herşeyden önce popüler olmayan bir iş yapıyorsunuz, bir de Ankara da olmak tabi ki işi daha da güçleştiriyor” diye ekliyor… Dinledikçe hak veriyor insan, bu nedenle ona bir kez daha teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kadının; isterse her şeyi başarabileceğini de gösteriyor bize…

Firdevs Periloğlu: Sizin oralardan çok güzel Rumca türküler çıkar, siz de bilir misiniz? Yakın köylerden duymuşluğunuz vardır!? Ilerde bir projeye katmayı düşünür müsünüz?

Ilknur Yakupoğlu: Benim köyümün çok yakınında Rumca konuşuluyor ama ben Rumca bilmiyorum. Tabi ki yorumlayabileceğimi düşündüğüm türküler olursa neden olmasın, diyor… Ama küçük bir ezgiyle de samimi bir deneme yapıyor, oldukça başarılı bulduğumu belirtmeden geçmeyeceğim.
Sohbetimiz Fransa’da katıldıkları etkinliğin ayrıntılarıyla devam ediyor. 3 hafta süren etkinlikte Grönland’dan, Endonezya’ya, Alaska’ya kadar uzanan müzisyen çeşitliliğinde geniş bir etnik müzik çalışmasında yer alıyorlar.

Ilknur Yakupoğlu: Fransa Valenciennes’de gerçekleştirilen organizasyonda sesini ve çalışmalarını takdir ettiğim arkadaşım Ayşenur Kolivar’la beraber yer aldık. Bu projede,dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sanatçılar kendi müzik ve enstrumanlarını Fransa’daki okul ve üniversitelerde tanıtım ve konser amaçlı görev almışlardır.Türkiye’den Karadeniz Bölgesini temsilen Ayşenur Kolivar’la atölye ve konser çalışmalarımız oldu, üç hafta çok keyifliydi kemençenin ve Karadeniz türkülerinin ilgi görmesi de ayrıca sevindiriciydi…

Ayrıntıları anlatırken  Eskimo kültürünü yansıtan ve bir kadının balıkçı eşine okuduğu “ağıt”ı dinlerken de Karadeniz yaylalarından alışkın olduğumuz ağıt formunu farklı kültürlerden yansımasının heyecanını duyumsuyor. Ve “nerden nereye…” demekten alamıyoruz kendimizi, ne de olsa müzik evrensel…

Şimdilerde Ankara’ya da bahar geldi, yakında mahalle de komşularımızla geçireceği keyifli akşamlara müzik dinletilerini ekleme vakti geliyor, diyor. Kemençesiyle tabii…  Artık bizde de misafirlik bitiyor ve o keyifli akşamlara ortak olacağımız anları beklemeye koyuluyoruz.

Benim için de kemençenin tellerine vurmayı ihmal etmiyor Ilknur… Bir Ruhi SU derlemesi olan dokunaklı ezgisiyle “Derdumi Diyeceğum, Amman Ali’m, HDerdi Olmiyana…Hayde Hayde…” diyerek bir kez içime işliyor, kemençesi ve sesi… Karadeniz kadınını böyle görmenin gururuyla…

Söyleşi: Firdevs PERILOĞLU
Fotoğraf: Barış YAKUPOĞLU, Resmi Websitesinden

ALBÜM HAKKINDA
Resmi Websitesi http://www.ilknuryakupoglu.com