Kendi Kimliğimizle barışık olabilmek!

Kendi Kimliğimizle barışık olabilmek!

608
0
PAYLAŞ
laz kimliği

Bir fikrin oluşması ve onun hayata geçirilmesi çoğu zaman zor ve karmaşık bir süreci de beraberinde getirir. Bu karmaşık ve zor sürecin aşılması içinse, kişiler arası organizasyon ve iletişim ağının mümkün olduğunca açık ve akıcı olması, gerçekleştirilmek istenen fikirlerin, planlama-gelişim ve uygulama süreçlerinin doğru kişiler ve yöntemlerle yürütülmesi gerekmektedir.

Fikir tek başına bir şeyi ifade etmez! Fikir, daha önceden sahip olduğumuz ancak aralarında ilişki kuramadığımız iki veya daha çok düşünceyi yeni bir biçimde yeniden birleştirmek. Yani fikir denen şey; James Web Young’ın söylediği gibi fikir; “Eski unsurların yeni birleşiminden başka bir şey değil.”

Bu durum özellikle Kültürel çalışmalar içinde yeni fikirlerin oluşmasından çok bunun hayata geçirilmesin de karşılaşılan sorunları ele almada ayrı bir önem kazanmaktadır.

Bir fikrin uygunalabilirliği, o fikrin ne derece gerçek hayatta ve olan koşullarla iniltili olduğuyla ilgilidir ki bu uygulama sürecinde ana unsur olarak iletişim kavramı devreye girmektedir. Bu sürece kısaca bilgi ve iletişim akışı, organizasyon, birlikte çalışma, iletişim, imece, gibi tanımlarda getirebiliriz. Bunun bizdeki adıImece –Meci. Meci, yardımlaşma olan bir problemi yada yapılması gereken bir işin el birliği ile yapılması demek. Burada amaç bir yada bir kaç kişi üzerinde yükün daha çok kişi tarafından paylaştırılıp hafifletilmesidir.

Fikir-Imece ilişkilenirmesinde asıl anlatmak istediğim; fikrin ortaya atılmasından çok, ortaya atılan fikrin hayata geçirilmesindeki eksikliklerin görülebilmesi ve bu yönde ortak bir çalışma stratejisinin belirlenmesidir..

Kuşkusuz herkesin bir fikri vardır, yüzeysel anlamda da fikrin nasıl hayata geçirileceğine dair genel tanımlar metodlar konuşulur tartışılır ancak işin özünde bu fikirleri belli formlara taşıyıp uygulanabilirliği denetlenmez, hal böyle olunca da bu fikir sadece söylenmiş bir laf olmaktan öteye geçemez.

Bir başka nokta; Bizler toplum olarak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı, başkalarına ait fikirleri kendi fikrimiz gibi satmayı seviyoruz. Oysa insanın kendine ait fikri ( buradaki fikir daha çok kişisel fikrin tutarlı şekilde savunulması ve uygulanabilirliğin yine kişi tarafından test edilmesi kastetilmektedir) olması ve bunu doğru ve tutarlışekilde sonuna kadar savunabilmesi gerekir.

İletişim ve Organize olamama sorunu

Biz Lazlarda diye başlamayacağım ama bizde yani orient kültürlerde ciddi derecede organize olamama sorunu var. Bu sorunun kaynağında yine herşeyi kendi elimizin altında bulundurma isteği ve buna bağlı olarak kişilik sorunu yatıyor.

Bazen bu durumu daha da bir karmaşık yapıya sokarak, kişisel sorunları başka bir formatta genel sorun olarak ortaya atma eğilimleri de oluyor. Olan gerçeği farklıgörme, kişinin kendi kimliğinden kedini soyutlaması ve hatta bunu inkar yoluna girmesi gibi zayıf davranışlar ortaya çıkıyor.

Son dönemde Laz kültürü ile ilgili yapılan çalışmalara Lazlar’ın yaklaşımı eskiye oranla daha ilimli bir hal almasına karşın, genel sorun yani bilgi sahibi olmadan fikri sahibi olma, olaylari, içeriği anlamadan öğrenmeden olaylara düz ve tek mantıkla yaklaşma eğilimi devam etmektedir. Bu yanlış yaklaşımın aşılması için ise kişinin öncelikle içinde kimlik ve dil adına ben kimim sorusunu kendine yöneltip, kendi içinde bununla uzlaşması bir çıkış yolu bulması gerekmektedir. Başka türlü o kişinin kendi kimliğini çevresini olan gerçeği algılama şekli ve olaylara karşı eksik ve yanlış kanısı değişmeyecek, hatta tepkisel ve tehdit edici boyutta yaklaşımlar sergileyecektir.. Burada asıl sorun, iletişim frekansının yakalanamaması. İstenen Frekansın doğru şekilde oluşması ve devamında ortak çalışmanin oluşması yönünde ilerici ve aydın diye niteleyebileceğimiz insanların bu konuda koşulsuz ve tarafsız çabası gerekmektedir.

Bizler, gerekli kültürel çalışmaya destek sağlayacak her türlü unsuru ve kişileri en verimli şekilde doğru yere kanalize etmek durumundayız. İletişim kanallarını mümkün olduğu kadar açık tutmak ve yüksek seviyede kullanmak durumundayız. Bu anlamda, iletişim kanallarından en önelisi olan yazili ve sözlü-görsel kaynaklar yani; gazete, dergi, internet, radyo televizyon devreye sokmak gerekiyor. Bütün bu saydiğim alanlarda elle tutulur şeyler üretmek tabi ki yoğun bir çalışma ve zaman gerektiriyor. Laz kültürel Çalışmalarında gelinen nokta bunun zorunluluğunu gösteriyor ancak bunun aşılması için gereken insan ve organize olma ihtiyacı en yüksek seviyede bulunmaya devam etmektedir. Yakın zamanda Laz Kültür Çevresinde oluşan kutuplaşma,(ben bunu fikirsel ayrılıklardan çok kişiler arası çekişmeler şeklinde görüyorum) asıl kurtarılması gereken şeyin Laz Dili ve Kültürü olduğu gerçeğini gereksiz noktalara taşıdı ve taşıyor..

Bunun bir an önce aşılması gerekiyor…

Kültürel Çalışmalar, sabır isteyen, bire bir karşılığı olmayan, insanın derinlerinde hisettiği sorumluluk bilincinden kaynaklanan çok yönlü çabalardır. Bu tür çalışmalar kişiler üstü bir sorumluluk ve duruş gerektirmektedir. Bunun içinse kisinin sağlam bir kişilik olgusu ve daha sonra bunu ortak bir bilinçle ve frekansa taşıyabilecek kararlılığa sahip olması gerekiyor.

Zor bir Yolun başındayız

Bu yol koşulsuz, geriye dönüşü olmayan bir yoldur, bu yola çıkmak demek sorumluluk almak demek, kişisel beklentileri bir kenara atıp, zor olanı butun zorluklara rağmen olabilirlik seviyesine getirmek için uğraş vermektir. Birileri çıkıp Laz Kültürü ve Dili yok oluyor dediğinde buna sadece öylece bakmamak, gerçekten bu gerçeği kavrayıp hareket etmek, işin ucundan sıkıca tutmak demek. Amaç sadece ve sadece kültür ve dilin yok olmasına seyirci kalmama, kalamama var olabilme meselesi..

Belki bir 30 yıl sonra bu cümleleri sarf etmek bile gerekmeyecek her şey için geç kalınmış olacak. Ama her şeye rağmen yol almak, sahip olduğumuz bu değerleri sonuna kadar korumak gerekmektedir.

Çoğumuz kültürümüz ve dilimiz için bir şeyler yapmak istiyoruz ancak kişisel çabalar ve beceriler yeterince destek görmediği için coğu zaman sadece fikir düzeyinde kalıyor.  Herkes birilerinin yanında boy gösteriyor, gruplar fikirler projeler alabildiğine ama bunun hayata geçirilme aşamasında maalesef dinamik ve bütün bir yapı mevcut değil.
Herkes ortalıklarda ama aynı zamanda asıl yanında olunması gereken bu kültür dil, terkedilmış durumda…. Ne acı!

Birileri kitap yazıyor, başka birileri müzik albüm çıkarıyor, başka birileri organizasyonlar düzenliyor, insanları buluşturuyor. Sonuçta bütün bunlar kendi kültürümüze sahip çıkma çabası, son yıllardaki bu gelişmelere bakınca insan, ne güzel şeyler yapiliyor diye“ seviniyor. Bütün bu güzel şeylerin desteklenmesi gerekirken, fikri ortaya çıkan şeyin ucundan tutup dahada geliştirmek için el vermesi gerekirken, bir bakıyorsunuz ortada tam tersi bir durum oluşuyor ve  yaptığınız işi acımasızca yapici olmayan şekilde ve hatta bazen rencide edici şekilde eleştiriyor..

Böyle bir durumda gereğinden çok iyimser olabilmek gerekiyor! Uzlaşmacı ve evrensel bir bakış açısını kendi çalışmalarımıza koşulsuz uyarlamamız gerekiyor. Başka da şansımız yok!

Yol alabilmek, yol alırken bunu görebilmek

Bildiğiniz gibi yakın zamanda Lazca Şiir ve Serbest Yazi Yarışması düzenlendi. Yarışmaya maalesef beklenen katılım olmadı!…
Başlangıçta bu yarışma için fikirler ortaya atılmış, fikirler tartışılmış ve uygulanmaya konmuş, daha sonrada sizlerin ilgisine sunulmuş…

Bu yarışma kendi kültür ve dilimize ilgi uyandırılması açısından sembolik bir anlam taşımaktadır. Kendi dilimizde de yazabileceğimizi başkalarına göstermek için bir fırsattır. Aklımızda, yüreğimizde hep bir köşesinde olan bir duygusu hikayeyi şiire yazıya taşıma firsatıdır…

Bekliyoruz, umut ve heyecan taşıyoruz… Lazca şiir ve yazıların üzerimize yağmasını beklemiyoruz, ama lazca’nın geleceğine dair bu umudu da taşımak istiyoruz…

Ama olmadı, umut azalıyor!…

İnsan kendi diliyle kendini ifade edemiyorsa, buna ilgisizse geriye kendine dair – kimliğine dair ne kalır ki!..

Kaç kişi bu firsatın farkındadır, kaç kişi bu çalışmaya gönülden destek vermeye hazırdır.?
Üzülerek söylüyorum! Maalesef çok az kişi… Yazık!

Bir şeyleri başarabilmek için o şeye inanmak yanından o şeye destek bulmakta önemlidir. Bizler Laz kültürünün yaşaması için uğraş veriyoruz. Bu konuda bir çok arkadaşımız zor koşullarda koşulsuz açık şekilde ve bütün bu yukarıda değindiğim olumsuz durumlardan uzak durmaya çalışıp bir şeyler üretmeye çalışıyor. Kültürümüzü ve dilimizi yaşatma çabası içinde her geçen gün umutlanırken aynı zamanda bu sorunların içinde zaman zaman eziliyoruz.

Lazlar’ın gelecek kuşaklara birakabileceği yazili bir dile kavuşturulması yönünde yapılan çalışmalar bu güne kadar istenen yolu alamadı, çalışmalar çeşitli nedenlerden dolayı hep yarım ve eksik kaldı. Bizler hep bunun kaygısı içinde büyüdük, geçen 16 yılda ( 91 sonrası)  alınan yol, dilimizin içinde bulunduğu yitim tehlikesi ile karşılaştirildiğindan, kısa bir yoldur. Ama umut verici olan laz gençlerinin bu konuya duyarliliğinin her geçen gün artıyor olması. Bu noktada bize düşen bu ilgiyi rezerve edip bunu doğru ve etkin şekilde Laz kültürü ve dili için kullanılması…

Lazebura, bu sorumluluk bilincinde olan insanları bir araya toplamayı amaç edindi, yaklaşık 6-7 yıldır, bu bilincin özellikle gençlerin alması yönünde bir çok çalışmaya destek oldu, zemin hazırladı.

Son zamanlarda özellikle Lazcanın geliştirilmesi, yazılı kaynaklara kavuşurturulması yönünde hiçte küçüksenmeyecek kazanımları sağladı. Artık sitede sürekli lazca makaleler yayınlanıyor, tartışmalar zaman zaman lazca yürütülüyor. Lazlar kendi dillerinin güzelliklerini ve onu kullanmayı yeni yeni keşfetmeye başlıyor.

Değerli arkadaşlarımız büyüklerimiz düzenli olarak lazca makaleler yazıyor. Değerli ablamız Selma Koçiva duygu ve düşüncelerini, birikimlerini lazca ve türkce makaleleriyle okuyucusuyla paylaşıyor. Tanora arkadaşımız laz kültü ve dili ile ilgili her hafta bir lazca makale yazıyor.. Yine Laz kültürü adına önemli çalışmalar yapan, Kamil Aksoylu güncel konuları okuyucusuyla kendine özgu diliyle aktarıyor. Megrelazi arkadaşımızın yapmış olduğu laz dili üzerine ciddi ve önemli çalışmaları yayınlanıyor. Başka bir çok değerli arkadaşımız gerek yazdıkları makale, gerekse çeşitli konulardaki destekleri ile, hiç bir beklenti içine girmeden, inandiklarışeyler uğruna çaba gösteriyor. Sayisi az olmakta birlikte bu yönde caba gösteren kisilerin emeklerinin harcadiklari cabalarinin en azindan anlasilmasi takip edilmesi gerektiginde elestirilmesi gerekiyor.

İnsan, kuskusuz bütün bu zorlukların içine girince ve bir şeyleri başarınca devamında bir karşılık görmek istiyor. Bu karşılık, bir yazar için okuyucusunun beğenisi ve ilgisi, bir müzisyen için dinleyicisinin müziğine olan ilgisi, konserlerde onu alkışlayışı, bir sanatçının eserine gösterilen gerçek değeridir.

Sorarım size!

Kaç kişi Laz dili ve kültürü ile ilgili kitapları alıyor ve okuyor, kaç kişi tarihimiz ve dilimiz üzerine araştırma yapıyor bu konuda kafa yoruyor?

Yayınlanan kitap, dergi v.s ‚yi kaç kişi sonuna kadar okuyor, içerik üzerine yorum yapıyor ve eksik ve yanlış bulduğu noktaları eleştiriyor?

Çok az kişi..Yazık!

Çıkarılan kitaplar, albümler, alfabeler, makaleler, siirler kaç kişi tarafından eninden boyundan tutulup bizim olana dair izleri içimize kazıyor?

Size bir örnek daha!

Lazeburaya ger gün yaklaşık 40-50 kişi üyelik için başvuruyor , başvuruların yaklaşık 60% üyelikleri kabul edilmiyor. Sistem istatistiklerine göre son 4 yılda 120 bin 4 ayda siteye 4000 kişi üye olmak için başvurmuş, bunun ancak yaklaşık 2000 in üyelikleri kabul edilmiş..

Bizler bu konuda seçici olmak durumundayiz ama asıl önemli olan sizlerin seçiciliği ve bilinci.. Bu bilince ulaşmadiğimiz sürece, bilgi sahibi olmadan sadece başkalarinin fikri ile fikir sahibi olmaya devam edeceğiz..

Fikirden çıkılan yolda fikrin eyleme dönüştürülmesi bir çok süreci de berberinde getiriyor.. Bu sürecin analiz edilmesi ve uygunalabilirliğin test edilmesi ve aklın ucundan tutulup olabilecek formtta sunulması gerekiyor..

Başta da belirttiğim gibi fikir eski unsurların yeniden birleşiminden başka bir şey değil!
Önemli olan bu birleşimi doğru şekilde yapmak, ve bunu hayata geçirebilmek.
Buda once insane olarak duyduğumuz sorumluluk ve sonrasında da kendimiz olmaktan-olabilmekten geçiyor..

Burada üretmek paylaşmak, tartışmak için bir şeyler yapılmaya çalışılıyor.

Laz dili ve kültürüne destek çıkmak, bu yönde yapılan yapılacak her projeye destek sağlamayı amaşlayan Lazebura (Nenaskani), ancak ve ancak verimli ve kararlıbir duruş ve sizlerin desteği ile var olmaya devam edecektir. Yeni projelerin gerçekleştirilmesi için bilinçli ve birikimli insanların gerekliliği ön koşuldur.

Verilen emekler, harcanan zamanlar sadece ve sadece Laz Kültürü ve Dili için biraz daha umut, kimliğimiz için var olma yoludur.

Fikirlerimizin, ortak dayanışma ve sorumluluk bilinciyle birlikte Laz kültürü ve dilinin gelişmesine katkı anlamında üretime dönüşmesi dileğiyle..

Cengiz Kibaroğlu

Lazebura Nostalji Eski Makaleler: 2007